Bir ölümsüzlük şarkısı olsa dinlediğimiz, gözlerin gibi ruhuma sarılsan
Bütün gelişlerin ayak izlerini toplasam, bir ömrün en bitimsiz ayini olsan
En doyumsuz yolculukların bulutlarında ben seninle ölümsüzlüğe atılsam
Şu yeryüzü cehenneminde yar, kutsal bir emanet gibi aşkın sırrını saklasak
Coşkumun delirmiş köpükleriyle dolaşırdım teninin atlasını, ömürlük bir koyda
soluklanana dek. Martı kanatları değerdi deniz kokulu saçlarına, ruhumdaki özlem türküleri
son bulurdu. Kahkahanın ölümcül temaslarına, kahredici azaplarına kapılırdım birden, gecen
sorgulara açılmadan gündüzün yargım olurdu. Uzaktaki bir noktaya dönüşürdün, koylarıma
akşam iner, denizlerimi aşkın ölümsüz korsanları istila ederdi. Kırık bir düşün resmiydi
sensizlik, adın yüreğimdeki ölüm olurdu.
Yangınlarla sarılı gövdemin sırlarına sokul, gözlerine mutsuzluğun aksi vurdukça.
Kımıltısız bir bedenin tenha sokaklarına dal, yanardağ coşkularının iklimlerini sular...
|