29.12.2008
Vakitsiz gelen ayrılığın yeşerttiği tohumlar gibi gecenin ayazında donmaya maruz
kalmıştık . Özümüzde ayrılık yoktu . Çaresizdik sadece ve çaresizliğin de ne olduğunu
bilmiyorduk aslında . Anlamsızdı yaşanılanlar ve taktik savaşlarına maruz bırakmıştık
çorak bünyemizi . Artık zaman gelmişti ayrılmanın ; çok geçti bir şeyler söylemek ve
yapmak için . Nerden nereye tabirine yakışır bir edebi ürün tadındaydı ; yaşananlar ,
yaşatılanlar ve yaşatılmaya çalışılanlar . Artık yalnızdık kalabalıklar içinde ,
yapayalnız . Susmak hiç bu kadar anlam kazanmış mıydı acaba ? Bünyesel facialara
dönüşüyordu ve artık erozyona uğruyordu çorak bünyemiz . Meçhul bir yalnızlığın tam
ortasında kalmış çocuk çaresizliğindeki yalnız bedenlerimizin esaretinde ki son demleriydi
yaşanılanlar . Zamansız ayrılıklara gebe yüreğimiz : Sorgusuz sualsiz yaşanılan sıradan
birer hayat hikayesinin sıradan kahramanlarına dönüştürüyordu . Çok mu uzaktı , yakın mı...
|