o geceler... o sabahlar...
Geceydi. Havada kardeş bir serinlik vardı. Genç sayılmayacak kadar çocuk, çocuk sayılmayacak
kadar kaygılıydık.
Ay ışıyordu... Sohbetimizin kıyısından bir dere geçiyordu. Ayın suyla öpüştüğü
yerdeydik.
Geceydi... Ürperiyorduk... Kanlı heyecanlı insanlar değildik, bir roman okurunun düş
kahramanlarıydık. Bizi yazanın kim olduğunu hiçbir zaman bilemeyecektik...
O dağların arkasında başka bir dünya olduğundan, aşka duyduğumuz aşktan, uzak
dokunuşlardan, çaydan, ölümlerden, suya karışan ay ışığından, ayın suya
muhtaçlığından, tütünden ve gidenlerden söz ettik...
Çünkü geceydi. Çünkü tenimizi bir bebeğin süt dişleriyle ısırıyordu soğuk. Çünkü
yüreğimizin saati itiraf zamanını bağırıyordu.
Birbirimizin yüzünü görmüyorduk ve bu yüzden yalan söylemeye dilimiz varmıyordu.
Evet yenilmiştik... Evet kendi sahamızda... Biz hep iyi şeyler olsun istemiştik. Biz herkes...
|